Geçici İş Görmezlik Girişi Hakkında Haberler

İBRAHİM IŞIKLI / SOSYAL GÜVENLİK VE İŞ HUKUKU dünya gazetesi.com
e-postası olmayanlara "SGK'dan para cezası" geliyor
Sigortalılar açısından geçici iş göremezlik süresine ilişkin bazı haklar bulunmaktadır. Hastalık, doğum, iş kazası ya da meslek hastalığı olması durumunda sigortalılara sağlık yardımları ve aynı zamanda parasal yardımlar yapılmaktadır. Parasal yardımlardan en önemlisi geçici iş göremezlik ödeneğidir.

Geçici iş göremezlik (hastalık), sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama hâlidir. Sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre, sigortalılara kanunda belirtilen geçici iş göremezlik hallerinde/sürelerinde geçici iş göremezlik ödeneği (hastalık parası-doğum parası) verilir.

- Geçici iş göremezlik ödeneği iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için,

- Sigortalının hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğramaları hâlinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin (raporun) üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,

- Sigortalı kadının analığı hâlinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik hâlinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün, sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması hâlinde, sigortalının bu sürede çalışmamış olması şartı ile sigortalının isteği ve hekim raporu ile doğum öncesinde kullanılmayan sürenin beş haftaya, çoğul gebelik hâlinde yedi haftaya kadar olan kısmından doğum sonrasına ilave edilen her gün için, verilmektedir.

İşverenler e-bildirge başvurusunda bulunduğu dönemde e-bildirge kullanıcı sözleşmesine e-posta adresini yazmamışsa ya da daha önce e-bildirge kullanıcı sözleşmesine yazmış olduğu e-posta adresini kullanmıyor ise e-bildirge şifresi ile e-posta güncellemesi yapılmalıdır. SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 01.10.2012 tarihli yazısı ile e-posta güncellemesi ve girişlerinin yapılmasına ilişkin süre 31.12.2012 tarihine kadar uzatılmıştır. Diğer taraftan işverenlerin e-mail adreslerini giriş yapmaları için "Rapor işlemleri" menüsünde düzenlenen panel eklenmiştir. Rapor işlemleri menüsünde e-mail adres giriş ekranı açıldıktan sonra e-mail adreslerinin söz konusu ekrandan girilmesi/güncellenmesi gerekmektedir.
İstirahat raporlarını düzenleyecek olan SGK ile anlaşması olan hastanelerin hekimleri, sigortalılar için iş göremezlik belgesi veya sağlık kurulu raporunu elektronik ortamda e-rapor biçiminde düzenlenen raporları/sağlık kurulu raporlarını SGK'ya gönderecektir. (Program kural hastanelerin kullanımına açık olmakla birlikte; işyeri hekimleri, aile hekimleri ve SGK ile anlaşma yapmayan hastaneler iş göremezlik raporlarını kağıt ortamında düzenleyecektir.)
Hastaneler tarafından onaylanan ve elektronik ortamda işverene gönderilen raporlar, işverene ait çalışılmadığına dair bildirim ekranına düşecektir. Söz konusu raporların, işveren tarafından istirahatin bittiği tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde çalışılmadığına dair bildirim girişin ekranından yapılması gerekmektedir. Sigortalıların geçici iş göremezlik ödemelerini alabilmesi için işveren tarafından e-sigorta yoluyla çalışamazlık girişi yapılmalıdır.

Çalışamazlık girişini e-sigorta yoluyla süresi içinde yapmayan işverenlere idari para cezası uygulanmaktadır. Mevcut uygulamadaki SGK tarafından uyarı yazısı gönderilmek suretiyle çalışmazlık bildirimi girişinin yapılmasının istenmesi ve 5 iş günü içerisinde bildirim yapılmaması halinde İPC uygulaması 31.12.2012 tarihine kadar devam edecektir. Yeni dönemde uyarı yazısı gönderilmeyecek ve e-posta sonucunda işlem yapılmadığı takdirde İPC uygulanacaktır.
Yani, işverenlerin e-postaları yoksa acilen bir e-posta edinmeleri gerekiyor.
Burada sistem sadece e-posta üzerine kurgulanmıştır. Özellikle küçük bölgelerde e-posta kullanımının yaygın olmadığını dikkate aldığımızda SGK'nın e-posta yanında cep telefonlarına SMS gönderilmesi uygulamasını da geliştirmesi uygun olacaktır.
Konuyla ilgisi olduğu için aşağıya bir fıkrayı alarak yazımı bitirmek istiyorum, umarım yetkililer bu fıkradan kendilerine gerekli payı çıkarırlar.

Fıkra bu ya, bir adam yazılım şirketine iş görüşmesine gidiyor. Çalışmak istediği iş de tuvalet temizleyiciliği. İlgililerle görüşüp tıkanmış bir lavaboyu temizleyip testten geçiyor. İlgili yönetici adama testi geçtiğini, hangi gün saat kaçta iş başı yapması gerektiğinin kendisine e-mail yoluyla gönderileceğini söylüyor. Adam da bilgisayarı olmadığını dolayısıyla e-mail kullanmadığını açıklıyor. Yönetici ise: "üzgünüm ama e-mailiniz yoksa siz sanal olarak var sayılamazsınız ve bu yüzden sizi işe alamayız." diyor. Adam çaresizce dışarıya çıkıyor ve "ne yapsam, ne etsem!" diye düşünürken cebindeki 10 dolar ile 20 kilo kiraz almaya karar veriyor. Kapı kapı gezerek kirazları satıyor ve 2 saat içinde sermayesini 2 katına çıkarıyor. "bu şekilde ekmek paramı çıkarabilirim." diyerek her gün sabah erkenden kalkıyor ve kapı kapı dolaşarak kiraz satıyor. Her gün sermayesi büyüyor. Derken küçük bir kamyonet alıyor ve satışa devam ediyor. Az bir zaman sonra büyük bir kamyon ve birkaç küçük kamyonet alıyor. Aradan 5 sene geçiyor...

E-posta adresi olmadığı için temizlikçiğe layık görülmeyen adam ülkesinin en büyükleri arasında yer alan bir lojistik şirketinin sahibi oluyor. Bir gün ailesinin geleceğini düşünerek sigorta yaptırmak istiyor. Sigorta şirketi kendisinden bir e-posta adresi istiyor. e-mail kullanmadığını söylediğinde sigortacı: "ilginç, e-mailiniz olmadan büyük bir holding kurmuşsunuz. Bir de e-posta adresiniz olsaydı neler yapardınız!" diyor. Adamın cevabı: "e-posta adresim olsaydı şu an da tuvalet temizliyordum" oluyor.

Sözün kısası, Türkiye'de herkesin e-postası yok. İşverenler de sadece e-postası olanlardan oluşmuyor. Fıkradaki kişi e-postası olmadığı için iş adamı olup hatırı sayılır bir servet edinmiş ama, Türkiye'de kiraz satıp servet edinene rastlamadım. Bu nedenle SGK'nın bu yöntemi revize ederek işverenlere ve meslek mensuplarına hem e-posta gönderilmesi ve hem de cep telefonuna SMS gönderilmesi olası idari para cezalarını önleyecektir.
kaynak dünya gazetesi

Webdesign by Desk02